ABD-İran Savaşı: Küfür Tek Millet, Müslümanlar Tek Ümmettir!
Hürriyetin Bedeli: Özgürlük mü Kaos mu?

Hürriyetin Bedeli: Özgürlük mü Kaos mu?

Demokrasi; iradenin insana ait olduğu ve her durumda sınırı çizenin yine insanın kendisi olduğu yalan üzerine kurulmuş bir sistemdir. Bu sistemin temel yapı taşlarını oluşturan bazı hürriyetler vardır ki insanın dilediğini yapabileceğini savunur.

İslam’a gelince; İslam dininde bu tür hürriyetlerin yeri yoktur. Bu hususta Allah-u Teâlâ Ahzab Suresi 36. ayette şöyle buyuruyor:

"Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır."

Demokrasi nizamı inanç hürriyeti kapsamında insanın dilediği dine tabi olacağını hiçbir zorlama veya baskı olmadan din değiştirebileceğini savunur. Örneğin Müslüman biri dininden vazgeçip Hristiyan, Yahudi veya Budist olabilir. İslam’a dönüp baktığımızda ise Müslüman olan biri din değiştiremez. Din değiştirdiği taktirde üç kere tekrar dine çağrılır. İslam'a dönerse serbest bırakılır, dönmez ise öldürülür.

Fikir hürriyetinde ise demokrasi, inanç hürriyetinde olduğu gibi mutlak serbestlik tanır. Burada da yine kişi dilediği fikir ve görüşü benimseyebilir veya ortaya yeni bir fikir atarak insanları buna davet edebilir. Bu fikirlere karşı çıkılması halinde de bu bir saldırı olarak görülür. Günümüzde fikir hürriyeti kapsamında Peygamber'e (sav) hakaretler yağdırılması, karikatürünün çiziliyor olması, İslami değerlere zarar verilmesi de fikir hürriyeti kapsamında sayılarak normal karşılanmaktadır. İslam ise kişinin imanını ciddiye alır ve fikir beyanını da şer’î ölçülerle sınırlar. Ancak hakkı söylemeyi de burada farz kılar.

Yine demokrasi kanunun izin verdiği müddetçe her türlü kazanç yolunu mübah sayar. Kadının bedeninin bir meta olarak kullanılması, faizcilik, kripto para, hırsızlık, hile, aldatma, dolandırıcılık, rüşvet gibi yollarla kazanç sağlamak vergi verildiği müddetçe (!) serbesttir. İslam, mülk edinmeyi yasaklamaz fakat mal edinme özgürlüğü sınırsız değil, şer’î kayıt altındadır.

Ve insanı hayvandan daha aşağı çeken, ferdi hürriyet. Bu hürriyet zinayı, eşcinselliği, çıplaklığı hiçbir sınır koymadan istediği şekilde yaşayacağını savunur. Demokrasi bunları kişisel tercih olarak görürken bu İslam'a aykırıdır. Haram olmasıyla birlikte bunların yapılması halinde ceza söz konusudur. Çünkü burada ölçü kişisel tercihler değil Allah'ın koymuş olduğu hükümlerdir.

İnsanlığı demokrasi ve hürriyet yalanlarıyla yıllardır uyutan kâfir batı İslam beldelerinde hiçbir hürriyeti esas almadan yaklaşık yarım asırdır zulüm, katliam ve cürümlerini dünyanın gözü önünde sergilemekten imtina etmiyor. Kurdukları komplolarla Müslümanların beldelerini özgürleştirme bahanesiyle Irak'ta, Suriye'de hatta gerek konvansiyonel gerek açık destek ile yüzbinlerce Müslümanı katletmekten geri durmadı. İşte şimdi Avrupa'nın özgürlüğünü dünyaya her fırsatta servis eden gurüh, Müslümanların liderlerini de kullanarak sözde ateşkes ilan edip gasıp Yahudi varlığının 25 bin Müslümanı kapsayan idam yasasını onaylamasını tüm gücüyle destekledi.

Hasta demokrasinin hürriyetlerinin koca bir yalan olduğunu söylemiştik. Demokrasi nizamının tatbik edildiği günümüz dünyasına dönüp baktığımızda aslında temel hürriyetler başlığı altında bir toplumun nasıl insanlıktan çıktığını ve çürümeye mahkum olduğunu görebiliriz. Bugün aile mefhumunun artık hiçbir anlam ifade etmemesi, evlilik dışı çocuk oranlarının artması, eşcinselliğin normalleşmesi, boşanma oranlarının evlilik oranlarından daha fazla olması, tecavüze uğrayan, şiddet gören ve öldürülen kadınların çoğalması, intihar ve psikolojik sorunların hat safhaya ulaşması temelde hürriyetlerin hasılı bu ifşa kokan sistemin eseridir.

Bu kokuşmuş, zillet dolu hayattan kurtulup güven ve huzur içinde yaşamanın tek yolu ise bizleri yaratan ve bizler için en güzelini nimet olarak bizlere sunan Allah-u Teâlâ'nın emir ve nehiylerine yönelmek olacaktır. Bunu da ancak bir Halife ve Hilâfet Devleti ile gerçekleştirebiliriz. Zira bu hususta yine Allah-u Teâlâ Tevbe suresi 105. ayette şöyle buyuruyor:

De ki: “Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, mü’minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.”

Evindar GÜRGÜN GÜZEL