ABD-İran Savaşı: Küfür Tek Millet, Müslümanlar Tek Ümmettir!
DİRİLİŞİN BAŞLAYACAĞI YER
İlknur Erİlknur Er03 Haziran 2026

DİRİLİŞİN BAŞLAYACAĞI YER

Yine neşesi yarım kalan bir Kurban Bayramı'nı geride bıraktık. Gazze'de, Doğu Türkistan'da ve dünyanın birçok İslam beldesinde yaşanan acılar, bayram sevincine gölge düşürdü. Ancak bütün bu hüzne rağmen bayram günleri, Ümmete ait bazı hakikatleri yeniden hatırlattı. Kurban Bayramı ile birlikte milyonlarca Müslümanın eda ettiği hac ibadeti de bunlardan biridir. Dünyanın dört bir yanından gelen, farklı dilleri konuşan, farklı renk ve ırklara mensup milyonlarca Müslüman aynı kıyafetlere bürünerek aynı yüce yaratıcı Allah’a (svt) yöneldi. Makamların, servetlerin, milliyetlerin ve sınırların anlamını yitirdiği o büyük buluşma, ümmet olmanın heybetini ve kardeşliğin gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Hac, Müslümanlara şu hakikati hatırlatır: Bizleri bir araya getiren şey ırkımız, rengimiz veya coğrafyamız değil; imanımızdır.

Bayram sabahlarında dolup taşan mescitler de aynı manzarayı yansıtır. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte insanlar Allah'ın evleri denilen mescitlere yönelir, aynı kıbleye döner ve aynı saflarda omuz omuza dururlar. Zengin ile fakirin, genç ile yaşlının, amir ile memurun yan yana saf tuttuğu bu tablo, İslam'ın insanları akide üzerinde birleştirdiğini gösterir. Çünkü mescitler sadece namaz kılınan yerler değildir; ümmetin kalbinin attığı yerlerdir.

Tarih boyunca İslam'a düşmanlık edenler de bu gerçeği çok iyi bildiler. Bu yüzden Müslümanları zayıflatmak istediklerinde ilk hedeflerinden biri mescitler oldu. Endülüs'te ezan sesleri susturuldu, Kudüs'te Mescid-i Aksâ saldırılara maruz kaldı, sömürgeci güçler ise İslam beldelerinde Müslümanları mescitlerinden uzaklaştırmaya çalıştı. 3 Mart 1924 tarihinde Hilafeti ilga eden CHP zihniyeti “din ilerlemeye engeldir” diye camileri ahıra çevirmişti. Bugün de “camiler kışlamızdır” diyen AKP yönetimi süresi içinde mescitlerdeki yaşanan pek çok saldırı ve çirkin muamelelere şahit oluyoruz. Camide ilahi konseri verilmesi, organizasyon firması ile nikah töreni yapılması, camiye oyun alanı muamelesi yapılıp futbol oynanması, turistlerin cami adabına uymayan şekillerde camilere alınması vb... Mescitleri hedef alanlar da biliyorlar ki mescitler canlı kaldığı sürece Ümmet de canlı kalacaktır. Nitekim Rasulullah (sav), Medine'ye hicret ettiğinde ilk olarak bir mescit inşa etti. Çünkü eğitimin, kardeşliğin, dayanışmanın ve ümmet bilincinin merkezi orasıydı. Mescit, İslam toplumunun kalbiydi.

Allah(svt) şöyle buyurur:

“Allah’ın mescitlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır?" [Bakara, 114]

Mescitlerin harap olması yalnızca duvarlarının yıkılması değildir. Asıl harap oluş; onların hayattan uzaklaştırılması, etkilerinin azaltılması ve ümmet üzerindeki yönlendirici rolünün zayıflatılmasıdır. Bugün de mescitler farklı şekillerde ihlal edilmektedir. Bir yandan bazı İslam beldelerinde Müslümanlar Allah'ın evlerinde özgürce ibadet etmekten alıkonulurken, diğer yandan birçok yerde mescitler hayatın merkezinden uzaklaştırılmaktadır. Genç nesillerin mescitlerle olan bağının zayıflaması ise geleceğimiz adına ciddi bir tehlikedir.

Oysa Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Allah'a en sevimli yerler mescitlerdir." [Müslim]

Ümmetin yaşadığı dağınıklığın, kimlik bunalımının ve yön kaybının aşılması için mescitlerin yeniden hayatın merkezine alınması gerekmektedir. Çünkü mescitler ihya edilirse nesiller ihya edilir; nesiller ihya edilirse ümmet yeniden ayağa kalkar.

Bayram sabahlarında dolup taşan mescitler ve Arafat'ta tekbirlerle buluşan milyonlar, bize Ümmetin kalbinin attığını göstermektedir. Hâlâ aynı kıbleye yönelen, aynı Rabbe kulluk eden ve aynı kitabın etrafında birleşen milyonlar ayaktadır. Bu nedenle dirilişin başlayacağı yer ne saraylar ne meydanlar ne de entrika dolu projelerdir. Din sadece camiye hapsedilmiş bir ibadet değildir ama dirilişin başlayacağı yer, Allah'ın (svt) evleri olan mescitlerdir. Mescitlerden yükselen secdeler ümmet şuurunu yeniden canlandırdığında, hacdaki kardeşlik ruhu hayatın tamamına taşındığında ve Müslümanlar Allah'ın ipine hep birlikte sarıldığında Ümmet yeniden izzetine kavuşacak ve Allah’ın (svt) izniyle ikinci Raşidi Hilafet Devleti kurulacaktır. Çünkü tarih boyunca ümmetin kalbi mescitlerde atmıştır. Allah'ın izniyle diriliş de yine oradan başlayacaktır.